Feeds:
Yazılar
Yorumlar

2014 Yılı Raporu

WordPress.com istatistik yardımcı maymunları bu blog için bir 2014 yıllık raporu hazırladılar.

İşte bir alıntı:

Bir San Francisco teleferiği 60 kişi kapasitelidir. Bu blog, 2014 içinde yaklaşık 870 kez görüntülendi. Eğer bu bir teleferik olsaydı, bu kadar çok kişiyi taşımak için yaklaşık 15 tur atacaktı.

Raporun tamamını görmek için buraya tıklayın.

Yürüyüş yollarında ziyaretçi izlenmesiyle ilgili tez çalışmam kapsamında makineleri araziye yerleştirdikten sonraki ilk kontrol arazisini 8 ve 9 Kasım 2014 tarihlerinde gerçekleştirebildim. Yenice Ormanlarının sonbahardaki renk dönüşümüne tanık olmak isteyen bir grup arkadaşımla ve ailemle birlikte alandaki yürüyüş yolları ağının üç farklı noktasına Ağustos ayı sonunda yerleştirdiğim foto-kapan ve infra-red sayaçlardan oluşan gözlem istasyonlarını teker teker kontrol etmeyi planlıyordum.

I was able to do my first control field trip on 8 and 9 November after I placed the equipments into the field within the scope of my thesis research. Accompanied a group of friend who are eager to witness the color transformation in the Yenice Forest and with my family, I was planning to check the observation stations which consist of camera-traps and infra-red counters that I placed in three different locations of trail networks in the area at the end of August. 

Makinelerin hala yerlerinde olup olmadıklarına dair büyük bir merakla Yenice’ye vardığımız ilk gün öğleden sonra doğruca ilk istasyona doğru yola çıktık. Erken kararan günün ışıklarını kaçırmadan ormana girip istasyonlardan birinin kontrolünü bitirmeyi istiyordum. Yeşilden sarıya dönmüş ormanın içinde, kurumuş yaprakların hışırtısıyla ilk istasyona vardığımda makinelerin yerlerinde olmadıklarını fark ettim. Piton kilit ile sıkıca ağaca bağladığım ve koruma kutusunun üzerinde çeşitli bilgiler yazdığım foto-kapan ve aynı ağaca yerleştirdiğim infra-red sayaç çalınmıştı. Ağacın üzerindeki çentiklerden vandalın piton kilidi koparmak ya da kesmek için harcadığı çaba anlaşılabiliyordu. Vandallık ihtimalini her zaman aklımın bir kenarında taşıyor olmama rağmen üzülmeden edemedim. Yaşadığım üzüntü ve hayal kırıklığına karşın diğer iki istasyonun sağ salim yerlerinde bulunduklarını umut ediyordum.

When we arrive in Yenice at that afternoon with a huge curiosity about whether equipments are still in placed or not, the first thing to head to the field for the first station. I was aiming to complete checking one of the stations in the forest before it gets dark. When I reached to the first station in the forest which turned into yellow from green and along with crushed dry leaves on the ground I realized the equipments were not in their place. Camera-trap that I fixed to a tree with a python cable lock and sticked some information on its security case plus the infra-red counter which fixed to the same tree were stolen. From the marks on the tree it was obvious that the vandal made extra effort to cut the cable lock. I could not help myself feeling sad even I always kept remembering this was one of the risks. Despite my sadness and disappointment I was hoping to find other two stations are safe and stable. 

Ertesi gün ikinci istasyona ulaştığımda makinelerin yerlerinde olduklarını görmekten dolayı içim rahatladı. Makineler sağ salim duruyorlardı, bir de doğru düzgün çalışmışlarsa harika olacaktı. Hemen önce infra-red sayacın verilerini indirdim ki bu çok basit bir süreç, dock denilen aygıtı sayaca bağladığınızda üzerindeki ışıklı panel sizi kolayca yönlendiriyor. Ardından foto-kapanı sökerek fotoğrafları bilgisayara kaydettim, ve hızlıca kaydedilmiş olan fotoğraflara baktım. Görüntüler süper olmamakla birlikte tatmin ediciydi. Makineleri tekrar yerlerine sabitleyip alandan ayrıldık.

The other day I take a deep breath and relaxed when I reached to the second station and saw the equipments are in the same place where I fixed. Now, I was hoping they had worked properly. I downloaded the infra-red counter’s data right away which is not a complicated process, the dock station guides you practically with its light indicators. Then I detached the camera-trap and downloaded the photographs into my laptop, and check them quickly. The result was not superb but satisfactory. I refixed them to the same place and left the area.

Vakit kaybetmeden son istasyona doğru yola koyulduk. Öyle ki hava bulutluydu ve yağmur yağma ihtimali düşük olsa da burası yoğun orman dokusuyla sürpriz yapabilecek bir coğrafyaydı. Zahmetli ve birkaç saat süren bir yolculuktan sonra son istasyona ulaştığımda da derin bir nefes aldım. Buradaki makineler de yerli yerindeydi. Bu istasyon çok daha fazla çalışmış ve iyi veriler kaydetmişti. Bu noktada hem insan kullanımına hem de yaban hayatına dair tez çalışmamın kapsamına uygun güzel görüntüler vardı.

Avoiding to waste our time, we headed to the last station. Because the weather was cloudy, and though it seemed it was hardly to rain the geography could make a surprise any time with its dense forest coverage. After a couple of hours inconvenient drive, I took another deep breath. This station was also stable and this one worked much better and recorded good data. I had great data regarding human use and wildlife which completely fits into the frame of my  thesis research. 

Kalan her iki istasyondaki sayaç ve foto-kapanların durumları gayet iyiydi. Nemden ve diğer hava şartlarından pek etkilenmişe benzemiyorlardı ve pilleri de fazla eksilmemişti. Bir sonraki kontrole kadar pilleri dayanabilecek durumdaydı, değiştirmeden bıraktım.

The reamining camera-traps and infra-red counters were in good shape. They were not effected by humidity and weather conditions and their batteries were still alive. Probably will last till the next controll that is whay I did not replace them with new ones.

Son istasyonun yakınında ormanın ve doğanın keyfini bir süre çıkardıktan sonra dönüş için bölgeden ayrıldık. Bir sonraki kontrol arazisini kış şartları bastırmadan yapmakta fayda var, zira yoğun kar yağdığında istasyonlara ulaşmam mümkün olmayabilir.

Before leaving the region we enjoyed the forest and true nature in a close location to the last station. I would better to conduct the next controll field trip before the weather gets worse, otherwise when it heaily snows I may not reach to the stations.

Tüm dünyada milli park, tabiatı koruma alanı, biyosfer rezervi gibi korunan doğal alanlardaki turizm aktivitelerinde bir artış var. Türkiye’deki koruna(maya)n alanlar da bu eğilimden etkinlenmektedir. Bu durum, bu alanlardaki uygun yönetim stratejilerinin geliştirilmesi için daha iyi izleme çalışmalarının yapılmasının önemini ortaya çıkarmıştır. Bunun yanında uygun izleme ve gelişim stratejileriyle birlikte doğaya dayalı turizm aktivitelerinin çok iyi bir turistik ürün olarak oluşturulduğu bazı ülkelerin aksine bu olguya ilişkin Türkiye’de çok az şey bilinmektedir.

Recreational activities in protected areas such as national park, nature reserve, biosphere reserve are increasing worldwide. (Un)protected and classified areas in Turkey are no exception to this trend. This reveals the importance of better monitoring in protected areas to provide right management strategies. Nevertheless, contrary to what happens in several countries where nature based tourism is a well-established touristic product with proper monitoring and developing strategies, little is known regarding this phenomenon in Turkey.

Korunan doğal alanların turistik ve rekreasyonel aktiviteler için potansiyelinin çok yüksek olmasına karşın bu alanların doğru bir şekilde yönetilmesi için çok iyi bilinmesi ve anlaşılması gerekir. Yani bu alanlarda bilimsel yöntemlere dayanan araştırmalar yapılması şart.

The potential of these territories for tourist and recreational activities is enormous, but like all resources it needs to be fully known and understood in order to be properly managed. In other words it is essential to make scientific based researchs in these areas.

Dünyada korunan alanların yönetimiyle ilgili çalışmalar da artan bir ivmeyle devam etmekte. Özellikle bu alanlara gelen ziyaretçi sayısının ve alana olan etkilerinin izlenmesiyle ilgili çalışmalar son yıllarda önem kazanmış durumda. Korunan doğal alanlardaki turizm aktivitelerinin olumsuz etkilerini önlemek, ziyaretçilerin hangi alanda ne tür aktiviteler yaptıklarını anlamak ve uygun yönetim şeklini belirlemek için bu çalışmaların özellikleri de gün geçtikçe çeşitlenmektedir. Kimi alanda ziyaretçilere verilen giriş biletleri dikkate alınırken, bazı alanlarda konaklama işletmelerinin kayıtları değerlendirilir. Bazı durumlardaysa yüksek çözünürlüklü uydu fotoğrafları, coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama teknikleri gibi teknolojik yöntemler kullanılmaya başlanmıştır. Son zamanlarda infra-red (kızıl-ötesi) sayaçlar ve foto-kapanlar da korunan alanlarda ziyaretçi izleme ve ziyaretçilerin alanda yaşayan diğer canlılarla olan etkileşimlerini incelemek için kulanılan materyaller arasında yerini aldı.

Studies regarding management of protected areas increasingly cuntinue worldwide. Particularly monitoring studies related with visitor numbers and their impacts to the area, have gained importance in recent years. Furthermore the features of these studies have varied day by day in order to avoid the nagative impacts of tourism activities in protected areas, to understand the types of activities, and identify the appropriate management type. For that purpose in some areas entry fees are taken consideration or in others accommodation facilities’ records are asessed. In some cases technological methodologies such as high resolution settlelite pictures, geographical information systems and remote sensing programs  have been in use. Recently infra-red counters and camera-traps are also took place among those equipments for monitoring visitors and reveal the visitor-wildlife interaction in protected areas.

Ben de Anadolu Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği Anabilim Dalı’nda, benim için bir hayat boyu öğrenme sürecine dönüşmüş olan yüksek lisans tezim için Karabük Yenice Ormanlarında benzer bir çalışma yürütmek için kolları sıvamış durumdayım. Bu çalışma kapsamında Kanada’da bulunan TRAFx Araştırma şirketinin araştırmam için bağışlamış olduğu kızıl ötesi/infra-red sayaçları ve Reproset şirketinden hatrı sayılır bir indirimle satın aldığım foto-kapanları kulanarak veri toplayacağım. Orman Genel Müdürlüğü’nden gerekli izin onayının çıkmasıyla 30 Ağustos tarihinde Yenice’deki ilk arazi çalışmasını tamamladım. Yaklaşık 1 yıl boyunca devam edecek çalışmam ile ilgili buradan düzenli bilgilendirmelerde bulunmayı planlıyorum. Beni takip etmeye devam edin.

I also rolled up my sleeves to conduct a similar study in Karabük Yenice Forests as part of my master thesis which turned into a lifelong learning process for me at Anadolu University Department of Tourism and Hospitality Management. Within the context of the study, I will collect the required data using infra-red trail counters which was donated by TRAFx Reseach company for my study and camera-traps which I purchased with a considerable amount of discount from Reproset company. With the release of the necessary permit approval from the General Directorate of Forestry, I completed my firts fieldwork on 30 August in Yenice. I am planning to share information regularly in my blog regarding my fieldworks which probably will continue for the next one year. Keep following me.

Mogan

Mogan Gölü’nün güney batısındaki bölge kuş gözlemi için en ideal alanlardan biri.

Sah_kartal

Şah kartal Ankara çevresinde görebileceğiniz en güzel yırtıcılardan biridir, maalesef nesli tehlike altında.

Komurcu

İrili ufaklı pekçok dere söğütlerle gölgelenmiş durumda.

Tekkekoy

Bozkır da güzeldir, bakmasını bilmek lazım.

Elmadag_dogu

Bademler, alıçlar, erikler ve daha yeşermemiş meşeler… Elmadağ’ın doğu etekleri.

Ankara’da birkaç saat içinde iki farklı doğal alana gidip hem kuş gözlemlemek hem de keyif yapmak mümkünmüş biliyor muydunuz? 23 Nisan’ı değerlendirmek için sabah miskinliğini üzerimizden atıp günün geri kalanını yanımıza kar kalacak şekilde geçirmek için yola koyulduk. Mogan Gölü’nde dikkuyruk, balık kartalı, macar ördeği, alaca ve erguvani balıkçıllar ile bazı sumru türlerini ve diğer pekçok kuş türünü gözlemledikten sonra Beynam Ormanı’ndan dumansız bir piknik yapıp Elmadağ – Beynam arasında şah kartal izledik. Sonrasında da Elmadağ’ın doğusundaki vahşi taş ocaklarının arasından Bayındır Barajı’na çıkarak Ankara’ya geri döndük. Bir de bunu 3 yaşını yeni devirmiş kızımın da içinde olduğu küçük bir grup olarak yaptık, dönüş yolculuğunda uyudu gerçi. Kuşların yanı sıra Elmadağ’ın hiç bilmediğimiz muhteşem manzaralı kır ve vadileri günü birlik kaçışlar için o hınca hınç insan yığını ve duman altı piknik alanlarından çok daha iyi bir ortam sunuyor, özellikle şehirden uzaklaşıp doğada vakit geçirmek için saatlerce yol gitmek istemeyenler için. Benden söylemesi. Bir dahaki sefere Yakupabdal üzerinden Elmadağ’ı aşıp Beynam’a gitmeyi düşünüyorum. Elmadağ’ın doğu eteklerindeki dere boyları ve kırlar ötücü görmek için uygun görünüyordu.

Kuşlar baharı haber veriyor

Üçüncü cemre toprağa düşeli daha üç gün oldu ama Ankara’da geçen hafta yağan karın izleri ortadan kalkmadan doğadaki dönüşüm farkedilir bir şekilde başladı. Sabah ofise gelirken içinden geçtiğim parkta her zamankinden farklı bir ses işittim. Kuşlar şakımaya başlamış. Acemice öten bir ispinozun ötüşleri kulağıma çalınınca görmek için çalıların içine bakındım ancak göremedim. Ötüşünden genç bir birey olabileceğini düşündüm ya da kış boyu ötmemekten dolayı paslanmış bir bireydi. Önemi yok. Bu aralar henüz şehirlerimizdeki park ve bahçeleri terketmeyen bazı ötücüleri özellikle sabah saatlerinde şakırken duyabilirsiniz. Bunlardan en yaygını tabii ki büyük baştankara. Ancak onun ötüşü ispinoz ve kızılgerdan kadar dikkat çekici olmayabilir. Buyrun ispiponuz sesini bir de siz dinleyin ve üremek için ormanlara gitmeden önce park ve bahçelerde öten bu kuşu ötüşünden tanımak için alıştırma yapın. Her ötüşün sonundaki uzatmalı tirile kulak kabartın. Burası sesi öğrenmek için ayırıcı bölüm olabilir.

Dinlemek için tıklayın!

İspinozFringilla coelebs (boyu 14-16 cm).

Yaz aylarında ormanlarda görülebilirken, kış aylarında şehir içlerindeki park ve bahçelerde, açıklık alanlarda küçük sürüler halinde yaygın ve bol olarak görülebilir. İspinozlar çeşitli böcekler ve tohumlarla beslenirler.

Bir ispinoz uçarken kanadındaki beyaz leke belirgin bir şekilde görünür. Dişi ve erkek kuşlar birbirinden farklıdırlar. Erkek bireylerin tepesi ve ensesi gri-mavi, sırtı kestane kızılıdır. Göğsü kirli pembe ve kuyruk sokumu yeşilimsidir. Dişiler ve gençler daha soluk renkli ve beyaz kanat lekeleri küçüktür.

Cemre Doğa Yürüyüşü

Foto: Eray Çağlayan

Doğa Derneği adına yaklaşan baharı karşılamak üzere üçüncü cemrenin toprakla buluşmasından bir gün önce cemreleri kutlamak için 4 Mart Pazar günü bir doğa yürüyüşü gerçekleştirdik. Toplam 15 kişinin katılımıyla Ankara, Çamlıdere bölgesinde hafif kar yağışı altında yaklaşık 5 saat boyunca yürüdük. Aşağı yukarı 10 km boyunca ve 1400 m rakımda yürüyerek alıç, karaçam, sarıçam, meşe ve ardıç ağaçlarının arasından geçtik ve bu esnada çeşitli kuş türleriyle bir yaban tavşanı ve iki kara akbaba da gördük. Fena yorulduk ama çok keyif aldık. Ekip harikaydı, performansları süperdi. Özellikle neşesi, uyumu ve sohbetleri özlenesi bir ekipti.

Foto: Sevgi Gülalp

Cemrelerin düşmesiyle birlikte doğadaki dönüşüm hız kazanacak. Ebabiller, kırlangıçlar ve leylekler gibi göçmen kuşlar güneyden kuzeye doğru yolculuklarını hızlandıracak. Bahar dallarını erik ve badem gibi ağaçlardan başlayarak görmeye başlayacağız. Ötücü kuşlar eş tutmak ve yuva yapmak için şakımaya başlayacaklar. Bu dönüşümü kaçırmayın, gözünüz kulağınız doğada olsun. Çocuklarınıza bunları anlatmayı unutmayın. Baharınız hayırlı olsun.

Bugün Türkiye’de yaban hayatının çok sayıda önemli sorunu bulunmakta. Doğal yaşam alanı kaybı bunların başında geliyor. Diğerlerini iyi kötü hepimiz biliyoruz. Ayrıca yaban hayatına ilişkin güncel bilimsel verilere dayanan bilgi eksikliği de bu sorunlara eklenebilir. Bir de başıboş köpek sorunu var ki diğerler sorunları ilgili herkes rahat bir şekilde dile getirebilirken bu sorunu dillendirebilen kişi sayısı çok sınırlıdır. Bunun temel nedeni hayvan severlerin tepkilerinden çekindiğimiz için olabilir mi? Belki de bu soruna sunabileceğimiz bir çözüm önerimiz olmadığındandır.

Yazlıkta alınıp yaz sonu terk edilen, çocuğumuzu mutlu etmek için alınıp sonra bakımı külfet olan ya da kısırlaştırılmadığı için istenmeyen yavrular gibi pek çok durum sonunda orman, göl, koruluk ve park gibi alanlara bırakılmasıyla köpeklerin sahipsiz kalma durumudur bahsettiğim. Ama özellikle büyük şehirlerin çevrelerindeki ormanların yakınlarına bırakılan veya yazın köylerine giden ve bağ bahçe ekip bir de köpek bakan ama kışın büyük şehirdeki evine, çocuğunun yanına dönen ve köpeğini köyde bırakan kişilerin neden olduğu doğadaki başıboş köpeklerden bahsediyorum. İstanbul’da Belgrad Ormanı, İzmir’de Gediz Deltası Kuş Cenneti, Ankara’da Eymir Gölü gibi alanlarda ilk durum epey yaygın bir şekilde gözlenebiliyor. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Bir de ikinci durumda kışın sahipsiz kalan köylerdeki köpekler var.

Bu köpeklerin yaban hayattaki diğer hayvanlara olan etkilerini tam olarak bilemiyoruz. Çünkü bu konuda yapılmış bir bilimsel çalışma yok, veya ben bilmiyorum. Umarım biri beni yanıltır. Ancak İstanbul’da Belgrad Ormanlarında başıboş köpek sürülerinin karacaları kovalayıp düşük yapmalarına neden olduklarını hatta yaraladıklarını biliyorum. Aynı durum Kastamonu’da da yaşanıyor. Sahipli olsun olsun köpeklerin karacaları kovaladıkları bazen de yakalayıp parçaladıkları söyleniyor. İzmir’deyse başıboş köpekler Gediz Deltası’ndaki flamingoları kuluçkadan kaldırıp üremelerini geciktirmişti. Diğer bir sorunsa kuduz, zaman zaman bu köpeklerden tilkilere kuduz geçebiliyor.

İzmir'den Zafer Kurnuç, Gediz Deltası'nda flamingoları kuluçkadan kaldıran köpekleri fotoğraflamış. Bu köpekler Türkiye'de iki yerde üreyen flamingolar için ciddi bir sorun.

Sorunun çözümü gayet basit, başıboş köpekleri doğal alanlardan çıkarmalıyız. Şehirlerden uzak alanlarda doğa yine kendi içinde bu soruna çözüm üretebilir. Kurtlar, özellikle kış aylarında başıboş köpekleri avlayabilirler. Tabi onlarda bir şekilde hayatta kalabildiyseler. Ama büyük şehirlerin çevrelerindeki alanlarda sorunu çözmek yine bize düşüyor. Bunun için de siyasi irade şart.  Belediyeler, Valilikler, Kaymakamlıklar bu işi yapacak mülki idareler. Veya Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın yereldeki teşkilatı. Tabi çözüm hayvanları öldürmek değil.

Aynı değil ama yakın bir konu olduğu için belki de en iyi örnek çözüm için Avustralya’ya bağlı Christmas Adası’ndaki evcil kedilerle uygulanmış. Kedilerin nesli tehlikedeki kuş türleri üzerindeki etkisini ortadan kaldırmak için bir çalışma yapılmış. Buyurun okuyun:  Bye-Bye Kitty

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 263 takipçiye katılın